oğuz erden
şüheda
Ah! kabirle zuhreder efkar
ateş sağanağında ejderha; ulur sessizce anne
tenhada gürültüyle patlarım: zulümle kurşunun çarpıştığı yerde
Puşt çiyanlar kumpasta, zehir akıtır yılan.
gövdesi ablukalı haşarat, bütün yaşamı kundaklar…
Yelkovanla akrebin dalaştığı kadranda;
Hükmüm yok ondan geriye de sayamam!
Gamlı coğrafyanın külleri, bırakır yalazdan urba…
gözyaşım ki ağacı sızlatır: ağaçlar semah durur ruhuna
Çığlığın yankısı anne uçurumda
ah!çiçek tarhının muhtacım ferahlığına..
zulmetin kıyısında hırpani; Issız gövdemde pusulasızım
çıyan savletinde kılıçsız, kırbasından sızan kanla pusatsızım..
kaç zemheri zulmu saklar? kaç gerilla laneti ömrü kamçılar?
haramsu akmış, katliam ormanına….akrep kumpası döşenir yollara…
açılır şakilere gayyalar….uğultuyla gelir yanardağ…
şehadet şerbetini mataradan içerken:dağların sayhası uzakta
külrengi çölün geçmişine kalmışım…üşüyorum sesinin kıyısında
Ört ruhumu nolur gözyaşınla….susuşum feryattı bu akşam
Bu barkanlar artık beni ısıtmaz : duana secdesiz ağlanamazz!
ey şimşekle gürleyen tufan!şarapnel gibi şarki yara!
bomba gibi patla ahh… delikanlı ağlamak!
Ah! kabirle zuhreder efkar.!..mezarlık ağacı ağıt yakar..
korkunç orman gibi anne uğuldama!!!
nasılsa kahpe mermi işlemez şühedaya