umut yalım
bir coca cola mümessilinin pepsi içtiğni bi
liyorum'un şiirinin şiiri.
çok şükür; bu şiir yazılırken, hiçbir refik anadol sanart’ına zarar gelmemiştir. gelse, hiç üzülme
zdim o ayrı; yine de, gelmemiştir. neyse… bu m
etinde yalnızca gerçek olmıyan şeyler yazılaca k; sözcüklerin yetileri doğrultusunda. bakalım; hayırlısı. başlıyalım;
ilkin; işbu şiire bir çok telefon gelmiş demin. “y
eti nedir?” diye; efendim, “yeti” kapasite ya da doğuştan gelen yatkınlık demek. artık, hangi a
nlam işine gelirse. zaten “sözcüklerin yetisi” de
rken, “sözcük”ün öldüğnü “söz” ya da “anlam”ı
n, onun yerine geldiğni demeye getiriyorum an
cak, bu da; gerçek değil çünkü metinde gerçek olmıyan şeyler yazılacak. başlangıçı uzatmada
n söze girelim;
bugün de, refik anadol’un sanart’ını sevmediğ
mi fârkederek uyanmanın müteşşekiriyeti içre
sindeyim. bu müteşşekiriyeti başka neler kapsı
yor;
– dan cretu çakması emre yusufî esertileri
anlamıyanlar için: eserti derken esinti sesi de i
çeren eser esinlenmesi’ne ancak bu esinlenme
nin de apartmaya doğru kaymasına bir gönder
me yaptım. bu açıklamayı da, iyi ki yaptım çün
kü yapmasam, kimseler anlamıycaktı demek is
tediğmi cidden. ikinci maddeyle devâm ediyor
um metne;
– galatasaraylı olmak
– messi’yi sevmiyerek uyanmak
– charles bronson’ın türk olduğnu öğrenmek
– bugünün pazartesi olduğnu anımsamak
anlamıyanlar için: @buffettgalata diye bir yer a
çtık. tek izin günümüz de pazartesi. bu; ona bir gönderme. devâm ediyorum maddelere yine;
– bir fransız’ı dövecek kadar fransızca bilmek
– yeni bir kitˆbımın çıkacak olmasını bilmek
– a
– şapka yerine, hârf düşmüş bu sefer de.
– pepsisever olduğmu bilmek
– lavern baker’dan empty bed blues dinlemek
– annemin sırtıma koyduğ ter bezlerini özleme
k
– ya da
– küçükken beslenme çantama koyduğ sabun kokan el bezlerini özlemek
– ya da
– babamın bir şişip bir inen gözlerini özlemek
– 2000 yılını özlemek
– çünkü
– 16 yaşındaydım ve aziz benoit’nın fayans kok
an koridorlarında ergenlik kovalıyordum. ve he
r ergen gibi alaaddin’imi ovalıyordum. sert mi, oldu bilmiyorum; gerçi, önce de dedim; metind
e olan hiçbir şeyler gerçek değil (emre yusufî v
e refik anadol hâriç). ve her ergen gibi, her gülü
mseyen kıza sevdâlanıyordum. bir daha, o bağl
amda kimselere sevdâlanamadım. bu da, tam gerçek değil gerçi; şiirde iyi gider dedim sâdec
e… yaşım 16’ydı. en güzel 16 yaşımdı. ben, sâd ece 16 yaşımdayken 16 yaşında oldum. 17 oldum, hattâ 18 bile ama 16 sâdece 16 yaşımdayken oldum. bunu, hayat bile bilmiyor
du; ölüm bilse zaten çoktan ölürdüm. ki
m 16 yaşında birini öldürmek istemez ki? dünya târihi çok kezler kanıtladı bun
u.
aziz benoit’da 16 yaşında olmak: çavda
r tarlası’nda holden olmak kadardı. zat
en beni de salinger yazdı. o zaman, bu metni de o yazıyor. almanlar yenilince yenilmek gibi bir şey mi yâni yaşamım?
gerçi; almanlar yenilmez; dünya’nın ağzına sıç
mak için vesile olurlar sürekli. çünkü, ben, hiçbi
r mercedes’in yenildiğni görmedim ya da kant’ı
n; kanıt istiyenler lütfen bkz. resimli avrupa ikin
ci kalkınma sürevi. aziz benoit’da 16 yaşında o
lmak ve hiçbir şeylerin gerçek olmaması ancak bunu, şimdi anlamak ve bunu, metne yedirmey
e çalışmak. bunun yanında, 2000 yılı pileli etekl
erin en zirve senesi. bir daha öyle pileli etek gö
rmedim hiç. lüfer mevsiminin gelmesi gibi bir şeydi. bacak üzre bacak atan kızların kızaran d
izleri ve erkek matematik hocalarının bile oray
a bakması. niye matematik hocaları? bilmiyoru
m; zaten hiçbir şeyler gerçek değil nasıl olsa. f
en de, diyebilirdim ama demedim. demek, bir g
öndermem var demek ki. bu arada, o kızarma i
çresinde, bacak arkaları da olurdu ve bunu, büt
ün ergenlik ofisi bilir ve tâkdir ederdi. mermer banklar duyumsar mıydı bunu; bilemem. ama ahşap sıralar kesin hissederdi. zzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzziiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii………………………………………………………………………………………………………………………………………………… bunu da, o hisset
menin görsel bir göndermesi olarak yaptım; bil
ginize. sözün özü; aziz benoit ve 16 yaşım. oti
s rush’ın da buyurduğ gibi double trouble ‘ım a
cayip. tam bir uyumsuz rockabilly ya da bir ta
m uyumsuz rockabilly. ağzımda yakmadığım v
e kâlem ve kelâm gibi çiğnediğim bir kız saçı t
ütün. “ütün beni” der gibi dalaşkan bakışlarım ve 16 yaşım ve ben, birlikte çok jiletkıran olaya bulaşmıştık. attilâ ilhan “ıstanbul’a dağılmıştım
” der gibi; ben de, ıstanbula bulaşmıştım. karak
öyünde tesisat aparatı gibi bütün arageceleri t
ek tek, gece bireylerine eklenerek dolaşmıştım. ben, beni bilmem ama karaköyünü iyi bilirim. 1
6’mı anımsamam ama karaköyündeki o döne
meci iyi anımsarım. ve her anımsadıkça, kendi
me kız saçı tütünlerden birer tane daha sararı
m; nasılsa, gerçek değil bu da. aziz benoit ve 1
6’ımı bırakarak sonraki maddeye geçiyorum;
– fransız yeni dalga’sını sevmek
– senirtmek her şeyi
– uzağın uzaktan yakını olmak
– geçmişin akranı olmak
– bu saatte, elvis’ten heartbreak hotel dinlemek
– ve house of rising sun gibi inlemek.
bunlar, m
üteşşekiriyetimin kapsadığ maddeler. isterseni
z, yine ana metne dönelim ve başlığın nedenini öğrenelim;
@buffettgalata’nın açılması sebebi
yle sebil gibi insan tanıdım; yine istemeden. iç
ecek firmalarıyla görüşmeler ayarladım. şiir; c
oca cola temmsilcisinin bana anlattığna dâirdi
r:
not: başlık, aynen geçerlidir.
adımdan bile emin değilim. şu yağan yağmurd
an bile. dark’ın ya da 1899’un bölümü gibiyim bir. sürek bir benzetime benzetiliyorum. ya da, bir benzetime itiliyorum.
bilmiyenler için: benzetim, simülasyon demek.
içtiğim suyun pikselleri boğazımı dalıyor. gözle
rimden dijitaller dökülüyor. eminönünde, çip di
ye satıyorum bilmiyenine. enine boyuna düşün
üyorum durmadan: birini sevsem şimdi; örnek, seni sevsem şimdi; ben bile sevip sevmediğm
e inanamıycam seni. benzetim’in açılımı;
ben + etim tamamiyle ben’le ilgili bir süreç. n
z
asıl aşarım bunu; bilmiyorum. ke
şke
sen+ zetim diye bir şey de olsaydı…/ neyse, buralar çok kötü oldu. parantez arası kısmı dik
kâte almayın lütfen.
devâm ediyorum yine: … b
en bile sevip sevmediğme inanamıycam seni. ben
zetim mi sevdiriyor seni yoksa
ben
mi sevdiriyorum kendime seni. gerçi; ikisind
e de, bir zorlama var sankiyse. zirâ, son zama
nlard
a, her şeylerde bir zorlama var belkiyse. oysa, ne ben
zetim
ne de ben
‘in sevdirmesini isterdi
m seni. sâdece,
sevmek isterdim seni. aracı olmaksızın ya da
zorlamalar. iste
sen
kendim
i bile çıkarırdım seni sevmekten. o denli
bezdim benzetime benzetilmekten. ancak, belk
iyse ben başlattım bunu
: bir coca cola mümes
sili olarak pepsi içtim v
e daha çok sevdim. art
ık kimseler inanmıyorlar bana: bardak tutsam, bardak tuttuğma; ıstanbullu olsam, ıstanbullu olduğma; sola baksam, sola baktığma; seni se
vsem, seni sevdiğme inanmıyorlar artık. benze
time benzetiyorlar; ben dâhil.
metin, biraz zayıf oldu kanımca. daha iyisi olab
ilirdi. bu yüzden, metni yeniden umut yalım’a bı
rakmak istiyorum. isterlerse tâbîi ki
seve seve. ben de, aynı fikirdeydim özünde. a
ma, teklifin önce sizden gelmesini bekledim. s
özün özü; ben metni şu şekil yazmak istiyorum, izin varsa eğer…
izin sizin.
sağolun; o zaman, şu şekil;
benzetim benim etim. kanı ise zaman. benzeti
msel her şeyler özünde birer insan.
şiirin gerisi; hiçbir yapay zekâ resmimi çizeme
z ‘in içresindedir. metin, sonraki orlando dergis
i’nde yer alacaktır.