esra kuş
bulutlar sis aslında
yetişsem ziyan edecekmişim gibi
Gökhan İnesi*
Yakut dağlarından inmemiş bir ırk bizimkisi,o yüzden devamlı Yakup diyorum
kalbim taşırmayı en iyi bilen yumuşakça,tam orada halka içinde tutayım diye
uğraşıyorum
sevdiklerimi
yaşadılar uzun müddet o yumuşaklıkta,ırkına tüm sadakatimle inanarak yaşattım hepsini
bugünlerde biraz pişmanım sanki
bu onlar için çok bile diyerek sabunluyorum iki elimi
bu onlar için çok
Yakup için az bile
sessizliğin dil,damak,çene,diş ile örtüşen bir şey olduğunu
bildiğimi bilen biri
içlerinden birisi,
yine de ses etmedi buna,sessizliğimiz hem dişe hem damağa dokundu böylece
buradan anlamış olduk
-yine de o çeneyi buna dahil etmedi hiçbir zaman-
böyle zamanlarda ardışıyor modern duruşu ve yalvarmadan ekliyor
ve dizlerini çökmüş değil
bak beni yatıştır,yapıştır,takıştır falan
-bir insan başka bir insanı neresinden yatıştırabilir ki,belki yapışmak-
soysuz,kanlı film izlemeye ya da stockholm sendromu yaşamaya karar vermiş gibi
çünkü inan Yakut dağlarından inmemiş bir ırk bizimkisi
öyle ırk olmadığı bilgisinin bilgesi üstelik
hiç dağ değil,
hiç Yakup bile değil,
silahı bilerek elinden bırakıyor filmdeki adam,
yaşamak onun karar vereceği bir şeydir hissiyle
ben hiç silahı elimden bırakamıyorum
yaşamak benim karar vereceğim bir şey değildir hissiyle
bu dağ bizim olsaydı,
bulutlar sis olmasaydı,biz inseydik Yakut dağlarından
ırkımızın yüceliği buradan gelseydi,
herkes elindeki silahı indirseydi ve hayatta sadece bir Yakup olsaydı,
onun da gözleri ağlamaktan kör olmuş olsaydı
bilmem böylesi daha inandığım bir şey olurdu
yolculukta ne zaman bulutlara yaklaştığımı hissetsem eğilip diyordun ki:
bulutlar sis aslında