burak saltık

darmadağın

beklemek de bir çürüme biçimi, kayıt dışı
geçen zamanın garajında bir gergedan ölüsü

kendini acısının balkon demirlerine asmış bir tecelli
zuhur eden, kör bir kuytunun içinde saklanmış

ağzında gargara yapıp tükürdüğün o sözlerin
parkında kumru sesleri

dokunmak da bir var olma biçimi, kızılötesi
yağan yağmurun belleğinde bir buğday tarlası

ten ile hoş bir vakit deryasında yığınla sefa

antika bir eşya gibi duruyor kristal belleğinde
sevimsiz yeşeren bir bitkinin kökü

o kökü söküp atmanın tesellisi
bir pazartesi günü ya da ertesi gün, ne fark eder

ama söküp atmanın vazgeçilmez düdük sesleri
çocukluk hatıralarındaki masumiyeti andıran

darmadağın