barış c. yıldırım

fragmanlar

1. zorla kestiler organımı ben daha dört yaşında
o kadar korktu ki içime kaçtı büyümedi bir daha

2. bu sabah çamurla uyandım
kötü rüyalar gördüm uykum bölündü üç kere
üç kere böldü uykumu içimdeki kuru gürültü

3. ben aşık olmak değil aşk acısı çekmek istiyorum
aşk acısı bütünlüyor beni
çektiğim acı bir anlama kavuşuyor
haydi aşk ötele beni

4. goril birey Kiyomasa kara kara düşünüyor hayvanat bahçesinde
eşiyle kavga etmiş çocukları eğlendirirken hapishanede

5. fantezi gerçekten daha gerçek
hele bir de yasak hele bir de gizliyse

6. günlerim düşünerek geçiyor
beyaz bir gemi gibi kara denizlerde

7. bu gece çarmıhla uyudum
üç kere çiviledim kendimi yatağıma
ellerim kirli terli diye bedenim
uzandım şarıl şarıl akan bir musluğa

8. Yunanlılar kadar safım bu külyutmazlar dünyasında
çünkü inanıyorum hala insana tanrılardan daha fazla

9. köpeklere yetiyor içgüdüleri ne garip
insanınsa aklı var akıl diyor düşünürün biri
içgüdülerin sürekli savaşının eseri

10. çok fazla övülüyor küçük insan
herkes ona sığınıyor oysa odur müsebbibi biraz da
yaşadığımız korkunç günlerin ve
küçük insandır küçüklüğün esiri
ölüme rehin şiire peri, öyle mi?

11. insanın neden içi vardır nerede doğmuştur
ve nasıl gelmiştir bugüne; atalarımın geçirildiği kılıç
toplumu pençeleyen canavar ve ulakların getirdiği söz Tanrı’dan

12. somut şiir yazamazsın kelimelerdir soyutlama
büyüsü dağılınca sözün her kelime biraz kenar süsü
duyduğun bulantı ruhunun güçsüzlüğünden
peşinden gitme içinin, kalbini deş
için sana kurulmuş bir tuzak
ben buyum demek yerine
sana önce düşer demek: ben bir oyuncak

13. uğursuz sayıların izinde bir akşam
var mı Lacan’a yan bakan Freud açıklasın fordçuları
insanın içindeki zindan ve zindanın içindeki insan
ne kadar da gereksiz bir mesele yapay zeka çağında
öyle mi dersiniz sayın metin tüccarı
insan yüzebilir mi aynı nehir içinde iki kez
sürekli geri döner en başa içine çevirdiği yüz
mutsuzluğun formülü çok açık: anne, baba ve kutsal ruh

14. ben bir köprüyüm ebeveynlerimle çocuğum arasında
Mississippi’den bile uzun. Sessizlik en sevdiğim erdem
merdivenler ve yokuşlar en uğrak mekanlarım
ter kokar ruhum tersine yürürken ayaklarım
hayat denizinde bir sandal biçimlerden coğrafya

15. ben bir savaş alanıdır bu yüzden insan olmalı bir gerilla
kırda ya da şehirde temiz bir vicdan ve güçlü bir kalple
insan hem ister hem yargılar isteğini sonunda teslim olur
arzusuna ve kurar bir karargah.
sonra tiksinir ve başa döner bu kez yamultur
arzuyu gizlendiği mağarada.

16. tiksinmeyen insan var mıdır dünyada
yani kendiyle mutlu ve girmemiş arasına
yetiyor demek içindeki diken insan olmaya
oysa ben ne kadar da uzağım insandaki huzura

17. dilerim ki o diken batmasın bana ben de
dikeyim kelimelerden bir elbise içimdeki Tanrı’ya
ve geçeyim mahşerdeki köprüden hafifçe
oysa bu imkansız melek kanatları kaldırmaz çünkü
ağırlığın yüklediği günahları omzuma

18. her şeyi sentezliyorum soyut ile somut gerçek ile hayal
nesne ile imge. Kolajlar serin sular döküyor içime
içimde taşıyabiliyorum ikiyi sessizce
bir elimde varlıktır hiç şüphe duymadığım
ötekinde yokluk sonunda varlığına ayıldığım
bir şizofrenin parçalarını taşıyorum eteklerimde
savaş meydanlarında yara almış, sırtını dönmüş kavmine

19. “Ya o ya da o” değil “hem o hem de o”dur dilimdeki amentü
yüzümü gizlediğim yırttı ormanımda kaplan o siyah tülü
kafiye o kadar da önemli değil ya da metafor veyahut imge
insan imgesinden kaçamazken durmadan işaret eder
bölünmüş bir kendine.

20. herkes yeninin peşinde yeni herkesten kaçıyor
yeniyi bir vakit yakalamış olan ise hep yeni kalıyor
eskimemiş bir ben bulsam bari kendime kendim hep geri sarıyor.

21. aynanın karşısında aşağılıyorum kendimi ve arzumu
böylece dağıtıyorum içimdeki kasvet ve bunu
ben olduğu yerde ölmeli insan kendini
yitirdim aynanın karşısında bulduğumu yine karşısında aynanın

22. kendimin altını çizmek isterim yalnızlıkta Tanrı’ya yakın
bakalım gücüm yetecek mi katili olmaya, beni öldürecek duyguların