esra kuş

külünü yüzüme yüzüme

kedinin burmalı bıyığı içinden titriyor,
gözüme soktuğun yaşamın eski dalları kalır bende,
bir dal binmiştim,ince,
bir de sana,
sen düşünürken daha ben çoktan söylemiş olurdum kalbimden geçeni,

insan insanın külüne bile,
külünü zaman geçince yüzüme yüzüme
-öyle şeyler olur canım,üzülme-

öttüğü kuşun eskisi,benimkinin yenisi sıcaktır
kuşlarım benim,
güzel vurulurlar

kal dersem gitmek istediğini anladığım kaygıların var,
zamanında oraya soktuğum çomak şimdi beynimde bir yolağa işaret çakıyor,
bir lamba olsaydım yanardım morum morum

dişim yanağıma yirmilikten yanaşmış,yirmiyken yanaşmayı becerememiş
neyim varsa bu dişim en canımda,
keşke ben o ilk oyuk açılmadan en önce,eteğimi toplayıp
yolun berisinden vurulu kuşların alnına baka baka
geçseydim,

baksam ki kedinin bıyığına biraz,
deşmeden durursam oyuğumu da,
benimkinin yenisi zaten soğuyacak

ve

neden izin vermiyorum bu soğukluğa