javid mohammadi

şiirler

BENİM ŞEKLİM

Şeklim değilsin
O kadar yıldızın var ki taş parçaları
Bakışının cevinde (atmosferinde) yanarlar
Şeklim değilsin
Ki yalnızlığı gölge gibi sırtında taşıyasın
Sen sadece güzellikte yalnızsın
Ve ben yalnızlıkta dahi değilim.
Göz kırparsın, takvim değişir.
Dudaklarını açsan
Melekler ellerine kalem alır.
Baş dolandırsan
Saniyeler avare dolanır.
Senin ellerinde ağaç şükufe vurur.
Ve o zaman
Mihribanlık oturuyor, sen kalkıyorsun
Ki bütün insanlar görüyor
Sen benim şeklim değilsin
Ama beni seviyorsun.
Ne o şekil ki
Ben seni seviyorum.

VAKİT (FIRSAT)

Eğer biraz daha vaktim (fırsatım) olsaydı
Her şeyi yazardım.
Seni sevmekten tut
Ta o günün yarınına kadar
Ki öyle beni öperdin
Ki ben kış boyunca üşümezdim.
Ne yazık ki vakit (fırsat) olmadı.
Ve gerek Tüm kış
Titriyorum.

GERYE (AĞLAMAK)

İsterim ki
Öyle ağlayam
Ki Tanrının yüreği
Öyle yana
Ne dünyanın suları onu söndürebile
Ne de benim gözyaşlarım.

BEDCİNS

Hiçbir namaz kılan öyle
İstekle (şevkle) ibadete kalkmadı
Ki ben senin kametini (boyunu) şiir ettim
Şimdi ise sanatlı titizliğini
Ve boğulayım (kaybolayım)
O sanatlı titizliğinin nakışlarında
O naz ki
Kelimeler dudaklarında dans eder
Bilmiyorum nasıl
Hatta benim ismimi söylerken bile
Havada güzel koku bırakır.
Ne matematik, ne fizik, ne hindise
Aslen hiçbir şey bağımızı
Tahmin edemiyor
Şiir de söylemezsin, şarkı da, resim de
Tüm parmakların boşaltsa da
Sanat yüklerini
Hiçbir şiir kitabı yanmaz.
Aslen bu kadar tatlılıkla
Göz kapaklarının neresine gizlenir
kirpiklerin Birbirine kavuştuğunda?
Ey baba!
Benim kötülüğüm nedir?
Allah’a and olsun ki
Eğer şeytan bilseydi
Sen Adem’in neslindensin
Halen başı secdedeydi!
Şeytanın serçe parmağı bile değilim ben ki
Sadece biraz serkeşim
Çünkü çok arzuluyorum seni.
Ve her parmağından
Bir hüner yağıyor sana münhasır
Saçlarının kokusu gibi
Ellerinin kokusu gibi
Evet sen doğruyu söylüyorsun
Ben zebunbazım.
Her şeyimde yenildim şimdiki
Hatta kafiyelerim de önünde eğildi.