Archive

kadrajda ölüm bir bahçe – barış yıldırım

İrlanda, Filistin, Galiçya ben bu dünyayı sevmedim benim dünyam başka ben her gün ölüyorum çünkü betonarme bir mezarlığın gül bahçesinde kurudu anlamın kanı heykelleri devirdik sırtını döndü coğrafya trenler kalktı durmadan katar katar öç taşıdılar her gün ben ölüyorum zaten devirirken kum saatini ölüm bir göçe kadran çözdük yularını atların tarihe sürdüğümüz atlar geceleri konakladık düğüm attık denizlere Ceneviz bir gemi koparmış geldi halatını bütün bedeviler denizci bütün çöller ...

otogar cumhuriyeti – barış yıldırım

I Yolcu otobüsleri çiçek açmış kulaklarımda Mozart, Pavorotti operalar La Traviata Carmen’den Lamour Est Un Oise au Rebelle Aksaray’da mola yerinde iki liraya satılıyor Şen Bilim, Putların Alacakaranlığı Ak Saray’da ancak doyarken bin yüz elli sülâle Merak ediyorum kimdi Ece Ayhan’ın Bunuel tokatladığı neden kıskandı sarı hocayı; buyur saki ustalara masa donat baksınlar inanmazlarsa rakıdan bile geniş ...

cenk bayırı

I Bize sırlarını taşıttılar o esrarlı hayaletler buhran denizinden esrarlı gemilerle çilekeş özlemden otlar tutuşturarak sararmış otlar zodyak terazisinde altını gümüşle değiştiren karanlığın kâsesine doğranmış oğlanlar arasında bir gözü resimdeki boşluğa kayan alışkanlık amonyak kokulu geceler yine rüyâlara dadanmış narkoz, bit ilacı, çük kesiği – haytalar arasında ruhban, ruhbanlar arasında hayta bir örümcek bakışına boyun eğecek, âlâ! II Krizantem sarası, bu işte ...